Category: Konuk Yazar

Kızılelma: Türk’ün Yüce Ülküsü

Ahmet Urfalı

Gizli arzuların ifadesidir rüya. Şuuraltı isteklerin dışa vurumudur. Karışık hayâllerdir. Rüya geçmişten çok, geleceğin planlanmasıdır. Bu yüzden “düş olmadan iş olmaz.” der Anadolu insanı. Rüyada görülenler bir beklentinin, umudun, amacın göstergesidir. Rüya, âlemlerden âlemlere göçülen zaman üstü sırlardır. Destanlarda, efsanelerde, menkıbelerde, halk hikâyelerinde, âşıklık geleneğinde baştan sona, bir rüya motifi yer alır.

Kahramanlar rüya ile hayâl kurar, rüya ile yönetirler halkı. Rüya, işlerine yön verir. Türk devletlerinin kuruluş felsefesi bir rüyaya dayanır. Rüya ki, bir olay, manevi güç verir devletin kuruluşunda. Jung’a göre toplumların da rüyası vardır; bu toplumun ortak şuuraltı anlatımıdır. “Fertler gibi, toplumlar da rüya görür. Bu rüyalar bir bakıma halin planlanması, geleceğin tahayyülü ve ideallerin belirlenmesi için yapılan taslaklar gibidir. Bu özellikleriyle bu rüyalar, cemiyetin mevcut tavırlarını tefsir ve gelecekteki hareketlerini tahmin etmeye yardımcı olur” Devamını oku →

Eğitimde Dünya Nereye Gidiyor?

Eğitimde, özellikle de yükseköğretimde, teknolojiye paralel olarak, çok hızlı bir değişim süreci adeta zorunlu hale geldi. Peki, dünya ve biz, bu değişime ne kadar hazırız? Değişimi zorunlu kılan, değişimi farklı anlayan ya da değişime direnen kimler?

Devamını oku →

Türkçe’yi Sevmek Vatanı Sevmektir

(Eczacıbaşı’nın dil kampanyası)

A.Yağmur Tunalı

Eczacıbaşı Grubu çok güzel bir dil kampanyası başlattı. Son yılların en beğendiğim kültür hareketlerinden biri budur.

Dil dikkati uyandıramayış büyük eksiğimizdir. Birkaç nesildir kendi dilinin sevgisini edinemeyenlerin boşlukta kalacağını unuttuk. Anadilini sevmeyen ve iyi bilmeyenler düpedüz boşlukta kalırlar. Sağa sola savrulurlar. Ayakları üzerinde duramazlar. Bugün, en azından bir kısmımız için geçerli bir boşluk ve kimlik bunalımı dil üzerinden yaşanıyor.

Devamını oku →

Çocuklarımız neden başarısız?

Benim düşünce dünyamın mimarlarından merhum Sosyolog Mümtaz Turhan, Lale Devri’nden başlayarak bizim “Garplılaşma” serüvenimizi araştıran öncü bilim adamlarımızdan biriydi. Devamını oku →

Dede Korku’un yeni nüshası

Ahmet B. Ercilasun

Dede Korkut Kitabı, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Eserdeki boylar (destani hikâyeler) Oğuzname’nin bir parçasıdır. Oğuzname de Türk destan geleneğinin en önemli ürünüdür.

Dede Korkut Kitabı’nın Almanya’da bulunan Dresden nüshası 1815’ten, Vatikan nüshası 1950’den beri bilinmekteydi. Dede Korkut’un Türkiye’deki ilk yayını 1916’da Kilisli Muallim Rifat tarafından yapılmıştır. Türkiye’de ve Azerbaycan’da 100 küsur yıldan beri konu üzerinde ilmî ve popüler pek çok yayın yapılmıştır. Kitaptaki destani hikâyeler resim ve heykel sanatlarına, çizgi filmlere ve dramalara da konu olmuştur.

Eser yabancı Türkologların da ilgisini çekmiş ve yabancı dillere de çevrilmiştir. Son yıllarda Türk Dünyası‘nın diğer coğrafyalarında da büyük bir ilgi görmektedir.

Devamını oku →

Türkçe’nin Gücü

Ahmet Urfalı            

“Bir Türk’le Türkçe’den başka bir dille konuşmak, bana adeta bir günah gibi geliyor.” 

Johan Vandewalle (Belçikalı Dil Bilimci)

Bozkır göçerlerinin dilidir Türkçe, bozkır kadar saf, sade ve gerçek.

Türkçe, bülbül sesidir duyulduğunda kalbi yeni heveslerle kanatlandıran.

Bir sabah esintisidir, atlı yiğitlerin bozkır ikliminde seslendirdiği.

Türkçe, Orhun nehrinin soğuk sularını yüzünden öpen salkım söğüt yapraklarının mutluluk türküsüdür.

Türk ruhunun güzelliğine açılan kapısıdır Türkçe.

Türkçe bir akıncı türküsüdür, Uluğ Türkistan’dan kalkıp Tuna’yı geçerken söylenen.

Devamını oku →

Okuyup adam olma devri bitti mi?

Devamını oku →

Aklın “Murdar” Olması, Akıl Tutulması

Ömer Ağaçlı

Aklın murdar olması konusunu Kur’an’daki Yunus Suresi 100 ayetten aldım.. Yunus 100 ayette: “ Allah, pisliği, huzursuzluğu, azabı akıllarını kullanmayanların üzerine kor.” Denilmektedir.

Devamını oku →