Category: Ali Alper Çetin

Sevgilerle yüklü gerçek bir şair: CAHİT SITKI TARANCI

Ali Alper ÇETİN

Devamını oku →

Çok okunan büyük yazarımız: REŞAT NURİ GÜNTEKİN

Ali Alper ÇETİN

Çok okunan büyük yazarımız, Anadolu’yu şehirleri ve insanlarıyla çok iyi tanıyordu. 1936 yılında “Anadolu Notları” adıyla büyük bir eser yazdı. Yazarın bu eserinde Doğu Anadolu’daki en iyi otellerden birini anlatan bir bölümünü okuyalım:

“…Kız gibi donanmış asrî otel bizim bildiğimiz eski zincirli hanlardan biri.. Yan yana bir araba geçecek kadar genişlikte kemerli bir kapı.. Birinci kat dükkân, kahve, depo, ahır gibi bir şeyler… Bunlardan bazılarının yüzü sokağa, bazıların ki içerikli toprak avluya çevrilmiş..

Kapının yanındaki iki tahta merdivenden hangisini beğenirseniz ondan ikinci kata yani asıl otel dairesine çıkıyorsunuz. Burada uzun ve karanlık bir koridor… Koridorun ön tarafına gelen kısmı penceresiz bir kahve duvarı, sokak kısmında sıra sıra oda kapıları…

Devamını oku →

Kültürlü bir yazar-usta bir romancı: PEYAMİ SAFA

Ali Alper ÇETİN

Altmış iki yıllık ömründe binlerce makale ve fıkra, 150’ye yakın eser yayınlayan Peyami Safa, Türk edebiyatında bir düşünür, otobiyografik doğrultuda ruhî konuları ele alan bir roman yazarı olarak tanındı ve okundu.

Peyami Safa 1899 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Servet-i Fünun şairlerinden İsmail Safa, annesi Server Bedia’dır. Sonradan hafif romanlarında “Server Bedi” takma adını kullanışı bu yüzden. İki yaşındayken babasının ölümü, Peyami Safa’yı yetim bıraktı. Bu yüzden düzenli bir öğretim göremeyen Peyami Safa, 13 yaşındayken denemelerine ve çalışmaya başladı. Bu yaşta hayata atıldı. Posta Telgraf Nezareti’nde memur olarak çalıştı. 1914-1918 arasında öğretmenlik, 1918-1916 arasında gazetecilik yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı.

Fransızca öğrendi. 15 yaşında öğretmenlik yapıyor, edebiyat, felsefe, tarih, psikoloji alanlarında eserler okuyarak bilgi alıyordu.

Devamını oku →

Doğunun Fatihi Yavuz Sultan Selim

Geçilmez çölü nasıl geçti? İlk Osmanlı halifesi!

Ali Alper ÇETİN

Devamını oku →

Arif Nihat Asya ve Bayrak (Bayrak Şairi)

                                                                                                                                                                        Ali Alper ÇETİN

Hani bir şiir vardı, şöyle başlardı:

“ Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü…”

“ Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,”

Devamını oku →

Türk hikâyeciliğinde (öykücülüğü) ilk adım: ÖMER SEYFETTİN

“Mademki Türk’üz, o halde Türk gibi yürür, Türk gibi düşünür, Türk gibi duyarız ve Türk gibi yazarız.”

Ömer Seyfettin

Ali Alper ÇETİN

Tanzimattan sonra Anadolu aydınları, Anadolu’yu türlü yönlerden anlatıyor, aydınlık saçıyorlardı. Basımevlerinin çarkları dönmeye başlamıştı artık. Gazeteler, dergiler, kitaplar yayınlanıyor, bu tür yayınlar her yayın memleketin dört bir yanına ışıl ışıl aydınlık götürüyordu…

Şiir, tiyatro, roman, tarih, hatıra, eleştiri ürünleri, Edebiyat-ı Cedide, Servet-i Fünûn gibi edebiyat ekolleri derken; Cumhuriyetin eşiğine doğru, Türk hikâyeciliğinde daha güçlü bir çıkışla zirve yapan nesillerden ve öykücülerden biri de Ömer Seyfettin’dir. O, Çağdaş Türk öykücülüğünün ve “Milli Edebiyat Akımı”nın kurucularındandır. Türkçülük akımının da öncülerindendir. Edebiyatımızın yüz akıdır. Günümüz Türkçesinin gürül gürül kaynayan ilk kaynağıdır.

Sade bir dil akımına öncülük eden Ömer Seyfettin, 1884 yılında Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğar. Sekiz-dokuz yaşlarındayken ailesi ile birlikte İstanbul’a gelir. İlköğreniminden sonra askerî bir okula girer, 1903 yılında Harp Okulu’ndan mezun olur. Daha okul sıralarında hikâye denemeleri yapan Ömer Seyfettin, 1908’den sonra olgun hikâyeler yazar.

Devamını oku →

Türk müziğinin eşsiz ustası: BESTEKÂR ITRÎ

Ali Alper ÇETİN

Klâsik Türk müziğinin büyük ismi, Mimar Sinan’la birlikte medeniyetimizin estetik boyutunu zirveye taşıyan, musikinin büyük mimarı  Buhûrîzâde Mustafa Itrî;

Klâsik Türk müziğini kubbe kubbe coşturan, yücelten, ilâhî bir ses, bir nefes olup gönülleri büyüleyen büyük Türk bestekârı ITRÎ’yi saygıyla anmak gerek…

Bayram Tekbîr’i ile ilâhî bir vecd olup göğe ağan, (Salât-ı Ummiye) siyle minarelerden kandil kandil yere yağan, Naat-ı Mevlânâ’sıyla Mevlânâ misali aşk olan, aşkla dolan büyük müzisyen ITRÎ, yarattığı şaheserle, daha çok kitaplarda değil, Türk Milletinin gönlünde ve dilinde yaşamıştır.

Itrî, İstanbul’da Mevlânâkapı civarındaki Yayla (eski adıyla Yaylak) semtinde doğduğu, asıl adının Mustafa olduğu ve 1630-40 tarihleri arasında doğduğu tahmin ediliyor. Şiirlerinde kullandığı Itrî mahlası ve Buhûrîzâde lakabıyla tanındı. Bu lakabın kendisine mi ailesine mi ait olduğu bilinmiyor. İstanbul surları dışında oturduğu, çiçek ve meyve meraklısı olduğu, bahçe işleriyle uğraşmaktan zevk duyduğu için kendisine Itrî mahlası verildi.  Devamını oku →

Öz şiirin büyük ustası: AHMET HAŞİM

Ali Alper ÇETİN

Altın kulelerden yine kuşlar

Tekrârını ömrün eder i’lân.

Kuşlar mıdır onlar ki her akşam

Âlemlerimizden sefer eyler?

 

Akşam, yine akşam, yine akşam

Bir sırma kemerdir suya baksam

Üstümde semâ kavs-i mutalsam!

Akşam, yine akşam, yine akşam

Göllerde bu dem bir kamış olsam!

Devamını oku →