Category: Sadi Somuncuoğlu

Suriye üzerinden resmin bütünü

Sadi Somuncuoğlu

Resmin Suriye karesindeki “Güvenli Bölge “  kurma tartışmaları gündemin başına oturdu. Geçen yazımızda BOP gereğince ABD ile gerçekleştirdiğimiz iki “Ortak  Merkez” den bahsetmiştik. Bu merkezlerin egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü nasıl tehlikeye düşürdüğünü görüldü. Buna rağmen, “Arap Baharı”  ile Afrika’nın kuzeyinden dolaşıp, Suriye’ye geldik. Irak’a benzer bir “fedaral rejim” ile ülkeyi bölecek siyasete takıldık.  ABD’nin,  PKK/PYD’ye “devletçik” kurmasının yolu “Güvenli Bölge”den geçiyor. Nitekim Ankara’ya gelen ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ında katıldığı ortak basın toplantısında özetle, “Menbiç’le ilgili kararlarımız var. YPG ve Suriye kuvvetleri nehrin öbür tarafına geçmemelidir… Türk sınırları Türkler tarafından, Türklerin kontrolünde olmalıdır. Sınırlar işgal edilmemelidir. Suriye’nin toprak bütünlüğü olmalıdır” demişti. (24.8.2016)

Devamını oku →

Lozan kimin Ergenekonu? (I-II)

Sadi Somuncuoğlu

Birinci Dünya savaşını (1914-1918)  kaybettik. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesiyle teslim olduk, ordularımızı dağıttık. Vatanın her köşesi işgal ediliyordu. Türk Milleti yokluk içinde çaresiz ve zulüm altındaydı; şartlar çok ağırdı, kara günlerdeydik. Mustafa Kemal Paşa‘nın “asla esareti kabul etmemiş Türk Milleti” inancıyla istiklâl mücadelesini düşündüğü günlerde Saray, Şeyhülislam ve İstanbul merkezli münevverler ümidini İngiliz ve ABD mandacılığına bağlamıştı. Hatta bazıları açıktan düşman (İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan, Ermeni, Rum)‘la işbirliği halindeydi. Vatanı savunan Kuvvacıları (Milli Kuvvetleri) ise düşman olarak görüyor, mücadele ediyordu. Bu dehşet verici manzara karşısında Haçlılar, “bin yıldır beklediğimiz fırsat gelmiştir. Hep birlikte kuşatır bastırırsak Türkleri geldikleri Orta Asya topraklarına süreriz” diyorlardı. Yurt içinde ve dışında her şey bitti denildiği sırada Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının Samsun’a çıkışıyla beraber eşi görülmemiş bir bağımsızlık ateşi yakıldı, milliyetçi duygular bütün yurdu sardı.

Devamını oku →

Şah damarımıza dayandılar

Sadi Somuncuoğlu

“Ergenekon” davası 12 yıl sürdü. Şerefli komutanlarımız “darbe yapmak”, “terör örgütü” kurmak, cinayet işlemekle suçlandı. Bu maksatla zulüm, iftira ve tertiple, yalanla, doymak bilmeyen kinle ve nefretle sahte belgeler düzenlendi. Yetmedi, Türk ordusunun kara, hava ve deniz kadrosunu toptan tasfiye etmek ve Türk Ordusu‘na karşı düşmanlarımızın bile yapmadığı aşağılayıcı ve itibar kırıcı korkunç kampanyalar hayasızca ve yıllarca sürdürüldü.

Sonunda görüldü ki, suçlamalar ve karalamalar kumpas eseriymiş. Ortada ne delil, ne şahit, ne darbe teşebbüsü, ne terör örgütü, ne de işlenen cinayet varmış. Gerçek olan, sahte “yargıçlar”, sahte “polisler”, sahte “askerler” ile Devletin bütün kurumlarını ele geçirip Türkiye Cumhuriyeti‘ni tasfiye ederek ülkeye el koyacak iş birlikçi bir yönetim ve korkunç bir işgal projesinin varlığıymış.

Çekilen bunca acıdan sonra özetlenen gerçekler gün gibi ortaya çıktı.

Devamını oku →

Bir yüzüncü yıldan diğer 100. yıla…

Sadi Somuncuoğlu

Millî Mücadele’nin başlangıcı olan 1919’un üzerinden 100 yıl, 1923 Lozan Barış Antlaşması’nın üzerinden 96 yıl geçti. Her iki olay da tarihin dönüm noktasıdır. Milli Mücadele, 19 Mayıs 1919 – 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi ile tamamlandı. 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması ile bağımsız devletimiz bütün dünyaya kabul ettirildi.

Mustafa Kemal Atatürk Nutuk‘ta diyor ki: “Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı.

Son mesele bunun da taksimini sağlamaya çalışmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti, onun istiklâli, padişah, halife, hükûmet, bunların hepsi anlamı kalmamış birtakım boş sözlerden ibaretti.

Devamını oku →

Seçim, geçim, kavga ve Türkiye’m

Sadi Somuncuoğlu

Geçen yazımın başlığı “seçimler bitti mi? Hayır”  şeklindeydi.  Öyle de oldu; devamı 23 Haziran’a kaldı. Eskiden seçimler, bağımsız ve tarafsız yargı, muhtarlıklar ve partilerin işiydi. Zaman içinde, iktidar ve bağımlı yargıya devredildi. Seçmenler, ilçe seçim kuruları ve sandık kurulları buna göre belirlendi.

YSK, yine var. Ama teşkili farklı. YSK Başkanı da dahil olmak üzere toplam 6 üyenin Ocak 2019’da görev süresi doluyordu. Torba yasa teklifiyle bu üyelerin görev süreleri 1 yıl uzatıldı. Hatırlanacaktır YSK, oy verme işlemi devam ederken, kanun “mühürsüz oy pusulaları” geçersiz sayılır dediği halde, bu oyları geçerli kabul ederek, referandum sonucuna, müdahale etmişti. Bu kanunsuz karar, iki tam gün geçtikten sonra 18 Nisan Salı günü akşamüstü resmi internet sitesinde yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yani “sözde karar” yürürlüğe girmeden uygulamaya konulmuştu. Devamını oku →

Türk Milletine Çağrı: Haklıyız, Teslim Olmayacağız!

Devamını oku →

Millî iradeye saygı bilgi ve terbiye işi

Sadi Somuncuoğlu

Seçimleri yaptık, milletçe sevindik, beklentilere girdik. İtirazlar başladı, tabii olacak dedik. Ama yine işler karıştı. Birbirimize girdik. İstanbul, daha doğrusu Büyükçekmece, ardından Maltepe tartışmaları gündemi kilitledi. Oylar günlerce sayıldı, partilere göre değişiklik oldu, ama seçilenlere göre sonuçlar değişmedi. Büyükçekmece ve İstanbul için seçilen belediye başkanları aynı kaldı. Bu defa diğer ilçelerden seçmen kaydırıldığı ileri sürüldü. Her seçimde görülen bu olay, İstanbul Belediyesi için sorun oldu. Halbuki seçmen hangi ilçede oy kullanırsa kullansın, oy vereceği kişi değişmeyecekti.

İhtilaf Yüksek Seçim Kurulu’na intikal etti. Kurul, görüşmelerine ara verip ilginç bir karar aldı. Sabah gazetesinin 11 Nisan günlü haberi aynen şöyle: “Kurul, Büyükçekmece ile ilgili itirazların değerlendirildiği görüşmesini erteledi. Kurul, Büyükçekmece ve İstanbul görüşmelerinin birlikte ele alınmasına karar verdi. YSK’nın, Büyüçekmece başvurusunu görüşmeyi AK Parti’nin İstanbul’da da seçimlerin iptali için olağanüstü itiraz başvurusu yapma ihtimali nedeniyle ertelediği öğrenildi.”

Devamını oku →

Avrupa Birliği “salvosu”

Sadi Somuncuoğlu

Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinin askıya alınması çağrısı yapan raporu, 109’a karşı 370 oyla kabul etti.

Türkiye rapora sert tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı; “Avrupa Parlamentosu tarafından benimsenen tek taraflı ve objektiflikten uzak tutuma, tarafımızca herhangi bir değer atfedilmesi mümkün değildir… Türkiye için hiçbir anlam ifade etmiyor” denildi.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik; “Demokrasimize notu tarih vermiştir, ödenen bedeller vermiştir. Irkçılara teslim olmuş AP’nin verdiği notun hiçbir hükmü yoktur. Salonlarında PKK sergileri açılan AP, hangi yüzle demokrasimizi mahkûm etmeye kalkıyor. Bu raporu size aynen iade ediyoruz… Bu raporu, ‘Avrupa Irkçılık ve İslam Düşmanlığı Müzesi’ kurup, kapısına asabilirsiniz.” dedi.

Devamını oku →